Anasayfa » Uçak Bileti Kampanyaları

Aşkın, ihtişamın, koca bir imparatorluğun tarihinin, devrimin yeniliklerinin ve kalıntılarının şehri Paris. Her insanın ölmeden önce gidip görmek isteyeceği, en azından bir hafta boyunca her sokağında dolaşıp, çeşitli kafelerinde kahve içip, lokantalarında Fransız mutfağının tadına bakmak isteyeceği, meşhur aşıklar köprüsünde sevgilisiyle öpüşmek isteyeceği şehirdir Paris. Bu yazımızda sizlere Paris’te nasıl dolu dolu üç gün geçirebilirsiniz onları aktaracağız.

eyfel kulesi

1.Gün

Şüphesiz ki Paris’e gittiğinizde ilk görmek isteyeceğiniz yer şehrin simgesi haline gelmiş olan Eyfel Kulesi olacaktır. 300 metre yüksekliğinde ve 7.300 ton ağırlığında olan bu muhteşem eser Gustave Eiffel tarafından 1889 yılında inşa edilmiştir. Her ne kadar dönemin eleştirmenlerinden ve sanatçılarından ilk başlarda kötü eleştiri almış olsa da, günümüze kadar yıkılmadan gelmeyi başarabilmiştir. Üç katlı olan bu muazzam eserin ilk katında kulenin tanıtımının yapıldığı bir müze, ikinci katında Jules Verne Restoranı ve üçüncü katında da seyir terası bulunmaktadır.

İkinci adresimiz olan Sen Nehri, tekne turu ile Paris’i dolaşmanız için ideal bir tercih olacaktır. 776 kilometre uzunluğundaki bu nehirde şehri turlarken oldukça keyifli vakit geçireceksiniz.

Diğer yandan şehrin bir başka önemli eseri olan imparatorluk dönemi mimarisini yansıtan 50 metre uzunluğundaki Zafer Takı, dönemin imparatoru Napolyon Bonaparte tarafından 1806 yılında yapılmıştır. Charles de Gaulle meydanının merkezinde yer alan bu şaheser, hayatını kaybeden Fransız devrimcileri anısına yaptırılmıştır.

Paris’e bir başka yönden göz atmak için en uygun yer şehrin ikinci en büyük yeri olan 1914 yılında açılmış Kutsal Kalp Bazilikasıdır.

Tarih seven ya da sevmeyen herkesin ilgiyle görmek isteyeceği Louvre Müzesi, aşıklar şehrinin diğer bir durağı olacaktır. Bünyesinde Mona Lisa ve Venus de Milo gibi sanat eserlerinin bulunduğu, Caravaggio’dan Rembrandt’a kadar uzanan sanat şöleninin yer aldığı bu devasa müze, tarih öncesinden 19. Yüzyıla kadar oldukça geniş bir envantere sahiptir.

Ve günümüzü son olarak Viktor Hugo’nun da “Notre Dame Kamburu” eserinde adını kullandığı, turistlerin ilgi odağı olan yer Notre Dame Kilisesi’yle bitirebiliriz. Keltlerin zamanından beri kilisenin bulunduğu yer kutsal kabul edilmiştir ve günümüzde halen şehrin dini merkezi olarak varlığını sürdürmektedir.

versay anlaşması

2.Gün

Güne meşhur Versay Antlaşması’nın imzalanmış olduğu, tarih kokan mimarisiyle göz kamaştıran Versay Sarayı’yla başlayabiliriz. Fransız Kralı 14. Luis ve Napolyon’un yazları vakit geçirmek için kullandığı bu saray günümüzde Roma Katolik Katedrali ile bilinmektedir.

Versay Sarayı’nı geride bıraktıktan sonra soluğu Pantheon’da alabiliriz. 1764 yılında Soufflot tarafından yapımı bitirilmiş olan bu yapıt eskiden kilise olarak kullanılırdı fakat günümüzde birçok ünlünün mezarının bulunduğu bir mezarlık olarak kullanılmaktadır.

 

Gezimizin bir sonraki durağı olan Orsay Müzesi, empresyonizm diğer bir adıyla İzlenimcilik akımının birbirinden değerli eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Van Gogh’tan Monet’e kadar birçok değerli sanatçının eserleri Paris’in önemli müzelerinden birisi olan Orsay Müzesi’nde yer almaktadır.

Paris’in en büyük ikinci parkı olan ve muhteşem bir atmosfere sahip olan Lüksemburg Bahçesi, yorgunluğunuzu atmanız için tavsiye edeceğimiz güzel bir yerdir.

Ve işte dünyanın en meşhur yerlerinden biri olan Disneyland’a geldi sıra. Stres atmak için birebir olan bu yerde alışveriş merkezinden eğlence merkezine kadar hemen hemen her şeyi bulabileceksiniz.

Fransız Ulusal Günü’nün ve Yeni Yıl etkinliklerinin kutlandığı Şenzelize Caddesi özellikle yürüyüş severler için tercih edilecek bir yerdir. Ayrıca cadde üzerinde bulunan ünlü mağazalar ve kafeler, günün yorgunluğunu üzerinizden atmanız için oldukça iyi bir seçim olabilir.

Son durağımız olan, 8. Bölgede yer alan ve 84.000 metrekare büyüklüğünde olan Concorde Meydanı, tarihin önemli sahnelerine şahit olmuş bir yerdir. II. Dünya Savaşı esnasında vatansever Fransızların direnişlerine ve Fransız Devrimi sırasında içlerinde 16. Luis’in de bulunduğu birçok ünlü kişilerin idamı bu meydanda gerçekleşmiştir. Meydanda bulunan 24 metre uzunluğundaki Kleopatra’nın İğneleri, Osmanlı zamanında Mısır valisi olan Muhammed Ali tarafından Kral Louis Philippe’ye hediye edilmiştir.

aşıklar köprüsü

3.Gün

Aşıklar şehrindeki son gününüzde buraya kadar gelip meşhur Pont des Amoureux yani Aşıklar Köprüsü’ne gitmemek olmaz. İlk başlarda Pont des Arts yani Sanat Köprüsü olarak anılan köprü zaman içerisinde sevgililerin aşklarını ölümsüz kılmak için köprüye takmaya başladıkları asma kilitlerden dolayı Aşıklar Köprüsü olarak anılmaya başlanmıştır. Güzel atmosferinin yanı sıra yalnız başınıza gitmek istemeyeceğiniz bir yerdir.

Birçok korku filmine konu olmuş yer altı mezarlarını hepimiz biliyoruzdur. O halde bir sonraki durağınız Paris Yer Altı Mezarları olmalıdır. Ölülerin oluşturduğu yaklaşık 6 milyon kemiğin olduğu bu yer altı mezarlığı Paris’te görülecek en tuhaf yerlerden birisidir.

Sanatı seviyorsanız ve Salvador Dali hayranıysanız Espace Dali Yer Altı Mezarları’nın kasvetli ve ürkütücü havasını üzerinizden atmanız için iyi bir seçim olacaktır. Burada orijinal eserleri de satın alma fırsatına erişebileceksiniz.

Meşhur Fransız yazar Victor Hugo’nun evinin yer aldığı, birçok müzeye ve sanat galerisine ev sahipliği yapan ayrıca 17. Yüzyıl mimarisini taşıyan Le Marais Espace Dali’den sonra mimari adına tazeleyici bir etki yaratacaktır.

Oscar Wilde’den Jim Morrison’a kadar uzanan son 200 yıl içerisinde Fransız yaşamına birçok zenginlik katmış olan insanların mezarlarına ev sahipliği yapan, dünyanın en tanınmış mezarlığı olan Pere Lachaise Mezarlığı, sahip olduğu parkla ziyaretçilerine hem hüzünlü hem de huzurlu bir ortam sağlayabilmektedir.

 

 

Ve son olarak Paris’in en yüksek noktası olan, ünlü kafelere ve film stüdyolarına ev sahipliği yapan, meşhur “Amelie” filminin çekildiği Montmarte, aşıklar şehrinde geçirdiğiniz son günde görmek isteyeceğiniz son yer olacaktır.

paris te yemek

Paris’te Yemek İsteyeceğiniz Yemekler

Paris dendiğinde akla şarap, kruvasan ve envai çeşitte peynir türü gelmektedir. Fransız kahvaltı kültüründe önemli bir yer edinen ve genelde bir bardak kahve ile yenilen kruvasan, şarap gibi yıllanması beklenip işleme konulan ve şarap içerken yanına meze niyetine istenen ayrıca kahvaltı da olmazsa olmaz olan peynir türleri, Fransız mutfağının en önemli yemekleri arasında bulunan kurbağa bacağı, her ne kadar tuhaf görünse de Parislilerin hatta bütün Fransızların önem verdiği bir yemek çeşidi olan salyangoz, et severler için yeni bir damak tadı olacak olan Ördek Konfi, Paris’te tatmak isteyeceğiniz yemekler arasında yer almaktadır.

© 2015 Barşan Turizm A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Bu web sitesinin kullanımı, ticari kullanımı engelleyen Kullanım Şartları ile belirlenmiştir.

Site Yazarı Google+ : Ucuzauc.com