Anasayfa » Seyahat Fikirleri

Başarılı devrim denilince akla ilk gelen, Güney Amerika’nın kendine has doğası, yaşam tarzı, kültürü ile ismini çok duyduğumuz Küba belki de ziyaret edilmesi gereken en farklı ülkelerden biri. Alışılmışın dışında bir gezi planlayanlar için eşsiz bir tecrübe vadeden bu okyanus ötesi ülkeye gittiğinizde müzik, dans, aşk, tutku, neşe ve küçük şeylerden mutlu olmanın tadını çıkaracaksınız.

Havana

Küba’ya gittiğinizde ilk gezmeniz gereken en önemli şehir Havana. Özellikle Eski Havana’da gezerken, hala korunmuş devrim ruhunu, kapitalist sisteme karşı gelen halkın neşesini adım başı hissedeceksiniz. Bazen daracık sokaklarda yürürken balkonlarından birbiriyle konuşan yaşlı teyzelerin sohbetine şahit olacaksınız, bazen de sokakta kendini müziğin ahengine bırakmış insanların müthiş danslarıyla karşılaşacaksınız. Genel olarak Küba halkı oldukça sıcakkanlı, müziğe, dansa ve eğlenceye âşık bir topluluk. Bu yüzden geziniz boyunca sokaklarda canlı müzik performansları, salsa dans gösterileri görmeye hazır olun.  UNESCO tarafında Dünya Kültür Mirası olarak listelenen Eski Havana’da hala İspanyol esareti yıllarından kalma havayı sezmeniz mümkün.

Devrim Müzesi

Küba’nın ruhunu tam anlamıyla hissetmek isteyenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerden biri olan Devrim Müzesi, belki de bölgede iki farklı ideolojinin çatışmasının en canlı örneğidir. Binanın iç dekorasyonu Tiffany & Co of New York tarafından yapılmış ve Amerika destekli Cumhurbaşkanı Fulgensio Batista’nın sarayı olmuş. Fakat kapitalizmin taleplerine uygun olarak inşa edilmiş bina, günümüzde devrim ve sonrasına ait olan tarihi eserlere ev sahipliği yapıyor.  

El Capitolio

Küba genel olarak zamanın durduğu, tarih kokan ve insanların hala birçok ülkede mevcut olan popüler trendleri takip etmediği bir coğrafya. El Capitolio da devrim öncesinde kapitalizmin etkenlerini taşıyan, ancak günümüz sisteminde eski önemini kaybeden binalardan sadece biri. Devrim sonrasında Bilim Enstitüsü’ne dönüştürülen bu binayı ziyaret ederek Amerika Kongre binasını anımsatan bu beyaz yapının şehrin güzelliğine güzellik kattığını fark edeceksiniz.

San Salvador de la Punta Hisarı

Daha önce de dediğimiz gibi, Küba tarihi seven, modern çağın aynılaşmış modalarından sıkılanlar için birebir yenilenme mekânı olacak. Bu açıdan en önemli ve ziyaret etmenizi önerdiğimiz mekânlardan biri de San Salvador de La Punta Hisarı’dır. Havana kıyılarına sık sık saldırı düzenleyen korsanlardan korunma amacıyla inşa edilen bu hisardan eşsiz deniz manzarasını seyrederek, o saldırıları ve çarpışmaları gözünüzde canlandırabilirsiniz.

El Morro Kalesi

Küba gezinizde mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir diğer tarihi yapı ise El Morro. İngiliz saldırılarına karşı 1589 yılında yapılan bu kaleye çıkarak Havana manzarasını seyredebilirsiniz. Bir dönem hapishane olarak kullanılmış olan bu kale, derin ve mavi suların Havana kıyısı ile birleşimini adeta ayaklarınızın altına serecek. Ayrıca kalenin içinde sualtı arkeoloji sergisini de gezme fırsatı yakalayacaksınız.

Hemingway Ev Müzesi

Edebiyat aşıklarını “Çamlar Kimin İçin Çalıyor” romanı ile kendine aşık eden ünlü yazar Hemingway’in yaşadığı ve mükemmel eserlerini yarattığı evini görmeden Küba’dan dönmemenizi öneriyoruz. Ünlü yazarın düşüncelerini kağıtlara döktüğü, 860 metrekarelik bu evi ziyaret ederken, bahçesinde de vakit geçirmeyi unutmayın. Evin etrafında adeta küçük bir tropikal ormanda dolaşıyormuş hissine kapılacaksınız.

Baracoa

Küba’yı ziyaret edenler arasında belki de çok bilinmeyen, fakat gittiğinizde de aslında Christopher Columbus’un ilk ayak bastığı topraklarda olacağınızı unutmayın. En eski İspanyol yerleşkelerine ev sahipliği yapmış olan Boracoa aynı zamanda Küba’nın ilk başkenti olma özelliğini taşıyor.

Varadero

Küba’da tarihin kokusunu ciğerlerinize çektikten, renkli evlerin dizildiği sokakları gezdikten ve belki de sokakta hiçbir şey umursamadan arka fonda müzikle dans eden insanlara eşlik ettikten sonra Karayıp Denizi sahilinde deniz, kum, güneş üçlüsünün tadını çıkarabilirsiniz. Tropikal iklimi ile 22 km boyunca uzanan Varadero Plajı ise Küba turunuz boyunca görüp görebileceğiniz en lüks ve pahalı restoran ve mağazalara ev sahipliği yapıyor.

Malecon

Küba’da gece hayatını doyasıya deneyimlemek isteyenlere Malecon’a gitmelerini ve sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenmelerini tavsiye ediyoruz. Amerika yönetimi sırasında inşa edilen ve 8 km boyunca uzanan bu sahil şeridinde hayat gece canlanmaya başlıyor. İsterseniz sahildeki kafelerden birinde oturup Küba’nın yöresel lezzetlerinden tadabilir veya çok uygun fiyatlara Mojito içerek kordon boyunca parlayan ışıkların derin sularda yansımasını seyredebilirsiniz. Restoranlarda yapılan yemekler genellikle bol sarımsaklı oluyor ve balık, tavuk ya da domuz etinden yapılıyor.

© 2015 Barşan Turizm A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Bu web sitesinin kullanımı, ticari kullanımı engelleyen Kullanım Şartları ile belirlenmiştir.

Site Yazarı Google+ : Ucuzauc.com