• Yetişkin (18 ve üstü)
  • Çocuk (2-11)
  • Bebek (2 yaş altı)

Doğu’nun İncileri

Anasayfa » Seyahat Fikirleri

Doğu’nun İncileri

Doğunun İncileri

Çeşitli efsanelere konu olmuş olan Doğu’nun incisi Ağrı Dağı, ülkemizin en yüksek dağı olmasının yanı sıra ülkemizde dağcılık sporunun gelişmesine katkı sağlayan dağlardan biridir. Ağrı Dağı’nın zirvesi dört mevsim boyunca erimeyen kar ve takke buzulu ile kaplı olan volkanik bir dağdır. Ağrı Dağı’nın büyük tufanın ardından Nuh’un Gemisi’ne ev sahipliği yapmış olduğuna inanılsa da kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de Nuh’un Gemisi’nin Cudi Dağı’na oturduğu belirtilmektedir. 1950 Yılında havadan çekilen görüntülerde gemiye benzer şekilde oluşan kaya şekilleri bu inanışı kuvvetlendirse de bir süre sonra bu inanışında asılsız olduğu belirlenmiştir.

Ağrı Dağı’nın Tarihi

Ağrı Dağı’nın tarihi boyunca çevresinde bulunan yörede çok değişik milletler yaşamıştır. Ağrı Dağı’nın çevresinde yaşayan milletlerden biri olan Hitit Uygarlığı ise milattan önce 1340’tan sonra Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkinliğini yitirmiştir. Hitit Uygarlığının etkinliğini yitirmesi ile bölgede ortaya çıkan krallıklardan olan Hurriler ise milattan önce 1200 yılına kadar bu bölgede yaşam sürmüştür. Bu bölgeye milattan önce 1200 ile 1600 yıllarında da Urartular yerleşmiş ve ardından da Bizans, Roma, Selçuklu Devleti ile Osmanlı İmparatorluğu da bu bölgede hâkimiyet sürmüştür.

Fiziksel Özellikleri İle Ağrı Dağı

Ülkemizin en büyük ve dünyanın da ikinci büyük volkanik dağı olma özelliğine sahip olan Ağrı Dağı, bir koni görünümüne sahiptir. Ağrı Dağı’nın bin metrelik üst kısmı ise sürekli kar ile takkeyi andıran bir buzul ile kaplıdır ve dağın doruğunda bulunan bu buzul, ülkemizin en büyük buzuludur. Andezitik ve bazaltik türden volkanik bir kütle olan Ağrı Dağı’nın zirve çanağı ise 5122 metrelik İnönü Tepesi ile 5137 metrelik Atatürk Tepesi’nden oluşmaktadır. Ağrı Dağı’nın yamaçlarında bulunan bitki örtüsünün seyrek olmasının yanı sıra bodur huş ağaçları ile ardıç çalıları görülmektedir. Çok yağış alan Ağrı Dağı, sahip olduğu geçirgen yapısı ve çatlaklar nedeni ile suyu hemen çekmektedir. Bu sebeple dağın herhangi bir yerinde su kaynağı bulunmamaktadır ama karların erime zamanı dağın üzerinde kokusuz dağ çiçekleri açmaktadır.

Ağrı Dağı Turizmi

Tarih boyunca Ağrı Dağı, çeşitli uluslar tarafından farklı isimler ile adlandırılmış olup, bazı kaynaklar da Ararat isminin Nuh öncesinden geldiğini ne sürmektedir. Ararat ismine ilk olarak Tevrat’ta rastlanmakta ve Tevrat’ta Nuh’un Gemisi’nin Ararat’ta oturduğu yazmaktadır. Ayrıca Sümerlere ait olan Gılgamış Destanı’nda ise beş bin yıl önce gerçekleşen bir tufandan söz edilerek, Nuh’un Gemisi’nin Cudi Dağı’nda oturmakta olduğu anlatılmaktadır. Nuh’un Gemisi, pek çok kişinin Ağrı Dağı’na tırmanarak, araştırma yapmalarına neden olmuştur. Ağrı Dağı’nın zirvesine ise ilk olarak 1928 yılında Rus Frederic Parrot tırmanmış ve o tarihten bu yana hem araştırma hem de spor amaçlı pek çok tırmanış gerçekleşmiştir. Ağrı Dağı’na gerçekleştirilen ilk solo tırmanış ise 21 Şubat 1970 yılında Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından olan Dr. Bozkurt Ergör’ün gerçekleştirdiği tırmanıştır. Ağrı Dağı’na 1984 yılında çıkan bir Amerikalı ise Nuh’un Gemisi ile ilgili parçalar bulduğunu iddia etmiş olsa da bu tezini ispatlayamamıştır. Ağrı Dağı tırmanışı için en uygun dönemler, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları olmasının yanı sıra günümüzde de dağcılık sporu ile uğraşanlar tarafından organize tırmanışlar gerçekleştirilmektedir. Ayrıca eteklerinde yılın dört mevsimi erimeyen kar bulunan Ağrı Dağı, kayak sporunun yapılmasına da olanak sağlamaktadır.