Anasayfa » Seyahat Fikirleri

Orta Çağ havasına bürünmüş olan Bologna, oldukça eski bir tarihe sahip. Şehrin kalbinde yer alan Piazza Maggiore Meydanı ve meydanda bulunan Assinelli Kuleleri, Bologna’nın simgesi olarak kabul ediliyor. Assinelli Kuleleri’nin kısa olanına ‘Garisenda’, uzun olanına ise ‘Assinelli’ adı verilmiş. Zamanında 200’e yakın kulenin yer aldığı Bologna’da yaşanan depremler nedeniyle çoğu kule yerle bir olmuş. Piazza Maggiore Meydanı’nda bulunan kulelerin yanı sıra Neptün Çeşmesi de dikkat çeken eserler arasında bulunuyor. 1563 senesinde yapımı tamamlanan çeşme Tommosa Lauret tarafından tasarlanmış.

San Petronio Bazilikası

Gotik tarzda inşa ediken San Petronio Bazilikası, dünyanın en büyük 15. kilisesi olarak şehirdeki yerini alıyor. 1390 senesinde inşaatına başlanan bazilikanın yapımı henüz tamamlanmamış. 5. yüzyılda yaşamış, Bologna tarihinin önemli kişiliklerinden biri olan Aziz Petronius anısına yapılan bazilikaya Bologna’nın gücünü ve ihtişamını göstermek adına büyük para ve emek harcanmış. San Petronio Bazilikası’nın içinde farklı azizler adanmış 23 şapel yer alıyor. Bazilika’nın doğa cephesinde ise devasa bir güneş saati bulunuyor. Güneş saatini tasarlayan Gian Cassini ile Domenico Gugliemi, 1656’da Julien takviminde birtakım anormallikler keşfetmiş ve böylece günümüzde kullanılan yıl kavramı ortaya çıkmış.

Belediye Sarayı

1336 senesinden itibaren varlığını devam ettiren Belediye Sarayı, Piazza Maggiore Meydanı’nın batısında bulunuyor. 15. Yüzyıl mimarisinin esintilerine rastlayabileceğiniz eserin giriş kapısında, 1580 senesinde inşa ettirilen 8. Papa Gregori heykeli dikkatleri çekiyor. Ayrıca sarayda, 13. ve 19. yüzyıldan kalma resim, heykel ve bazı özel eşyalardan oluşan koleksiyonları görebilirsiniz. 16. yüzyılda Donato Bramante tarafından inşa ettirilen merdivenler, sarayın girişinden atları birinci kata kadar çıkartmak için tasarlanmış. Ayrıca Hz. İsa ile Hz. Meryem’in tasvir edildiği Madonna ve Çocuğu adlı eserlerden biri bu sarayda ziyaretçilerini bekliyor. Eğer Neptün Çeşmesi’nin bulunduğu yerden saraya girecek olursanız, Salla Borsa bölümüne ulaşacaksınız. Burada 16. yüzyıldan kalma botanik ve şifalı otlar bahçelerini görebilirsiniz.

Santo Stefano

5. yüzyılda Aziz Petronius tarafından yaptırıldığı düşünülen Santo Stefano’nun inşasında, Kudüs’te yer alan Kutsal Kabir Kilisesi’nden esinlenildiği rivayet ediliyor. 7 farklı kilisenin birleşiminden oluşan Santa Stefano’dan günümüze ulaşan kiliseler Chies della Trinita, Santo Sepolcro, Chiesa del Crocefisso ve Santi Vitale e Agricola. 11. yüzyılda bu kiliselerden çoğu restore edilmiş. Ancak bazı yapılar ise 5. yüzyılda tamamlanan orijinal haliyle günümüze ulaşmayı başarmış. Chiesa del Crocefisso, Santo Stefano’nun girişi olarak kabul ediliyor ve Aziz Petronius’un mezarı burada yer alıyor. Roma ve Bizans dönemlerinden kalma mozaiklerin yanı sıra bahçede yer alan ve 8. yüzyılda yaptırılan Cortile di Pilato, Hz. İsa’nın yargılandığı mahkemede başkanlık yapan Pontius Pilatus’un ellerini yıkadığı leğene atfedilmiş.

Pinacoteca Nazionale

Bologna’nın ulusal müzesi olan Pinacoteca Nazionale’de, 13. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Bolognalı sanatçılar tarafından yapılmış eserlerin oluşturduğu koleksiyonlar sergileniyor. 15. yüzyılda dini bir kuruluş için yapılan müze binasının içerisinde bir de Güzel Sanatlar Akademisi yer alıyor. İlk adı Accademica Clementina olan Güzel Sanatlar Akademisi müzenin temelini oluşturuyor. İlk olarak 1762 senesinde Monsignor Francesco Zanbeccari, akademiye 8 adet resim hediye etmiş ve böylece müze koleksiyonu oluşmaya başlamış. Napolyon’un İtalya’yı işgal ettiği dönemde müzenin elinde bulunan en önemli eserler Milano ve Paris’teki müzelere gönderilmiş. 18. yüzyılda Fransa İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte eserler, Pinacoteca Nazionale’e geri getirilmiş. Müze, zengin koleksiyonuyla 1885’te ziyaretçilere kapılarını açmış.

Müzede birbirinden değerli eserler sergileniyor. Bunlardan en önemlileri, 1516 senesinde Raphael tarafından yapılan ve dönemin Rönesans anlayışına ışık tutan Estasi di santa Cecilia. Pietro Perugino’nun parmaklarından dökülmüş olan Madonna in gloria e santi de yine Rönesans dönemini anlatan önemli eserlerden bir tanesi. İtalyan barok sanatının üstadı olarak kabul edilen Carraci’nin eserlerinin yanı sıra Pamigianino’nun ve Guido Reni’nin birbirinden güzel eserlerini Pinacoteca Nazionale’de görebilirsiniz.

© 2015 Barşan Turizm A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Bu web sitesinin kullanımı, ticari kullanımı engelleyen Kullanım Şartları ile belirlenmiştir.

Site Yazarı Google+ : Ucuzauc.com