• Yetişkin (18 ve üstü)
  • Çocuk (2-11)
  • Bebek (2 yaş altı)

İstanbul Boğazı’nın Simgesi Kız Kulesi

Anasayfa » Seyahat Fikirleri

 

İstanbul Boğazı’nın Simgesi Kız Kulesi

İstanbul’un gözbebeği İstanbul Boğazı’yla bütünleşmiş ve simgesi haline gelmiş olan Kız Kulesi, efsane niteliğindeki hikâyesiyle ve görsel şöleniyle Türkiye’de ve dünyada insanların ilgisini çeken bir yapıdır. İstanbul Boğazı’nın giriş kısmında yer alan Kız Kulesi, Sarayburnu ve Salacak’ın ortasında kalan bölgede bulunmaktadır. Boğaz sularının arasında yer alması, bu tarihi yapının dikkat çekmesinin en büyük nedeni olmaktadır.

Kız Kulesi

Kız Kulesi’nin Tarihi      

Hakkında birçok rivayet bulunan Kız Kulesi’nin milattan önce 5. yüzyılda Yunanlılar tarafından yapıldığı ve deniz ticareti için bir gümrük noktası olması amacıyla bir Atinalı komutan tarafından inşasının yapıldığı edinilen bilgiler arasındadır. Ayrıca Romalı tarihçiler tarafından Roma döneminde bir hanedanlık olan Komnenos hanedanının hükümdarı İmparator Manüel’in ilk kule olarak İstanbul Boğazı’nı denetim altına almak ve ticari gemilerden vergi almak amacıyla inşasını yaptırdığı söylenilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise padişahların kuleyi savunma amaçlı kullanmadıkları, ancak bir dönem gümrük kulesi daha sonra da fener olarak kullandıkları diğer bilgiler arasındadır. Cumhuriyet kurulduktan sonra askeri amaçlı radar istasyonu olarak kullanılmış, daha sonra ise seyir mekânı ve restoran işletmeciliği olarak halka açılmıştır.

Konumu ve Mimarisi ile Kız Kulesi

İstanbul Boğazı’nda küçük bir ada üzerinde yer alan Kız Kulesi, Üsküdar Salacak’ta yer almakta ve Roma İmparatorluğu döneminden bu yana günümüze ulaşan önemli bir eser olmaktadır. Tarihi çok eskilere dayandığı için ne zaman yapıldığı konusunda hakkında net bir bilgi bulunmayan Kız Kulesi’nin bin yıldan fazla tarihinin olması ve farklı devletler tarafından restorasyon amaçlı değişik mimarilerin uygulanmasına neden olmuştur. Bu yüzden yapıda Bizans ve Osmanlı Devleti’nin mimari özelliklerini görmek mümkündür. Kız Kulesi’ne yapılan çalışmalarda devletler büyük hassasiyet göstermiş ve yapının tarihi özelliğini muhafaza ederek günümüze kadar ulaşabilecek çalışmalarda bulunmuşlardır. Osmanlı Devleti padişahı Fatih Sultan Mehmet döneminde Kız Kulesi’nde yapılan çalışmalar da yapıya zenginlik katmıştır.

Kız Kulesi Efsaneleri

Hakkında birçok rivayet bulunan Kız Kulesi ile ilgili devletler farklı hikâyeler anlatmıştır. Yunanlılar, Romalılar ve Osmanlılar tarafından ortaya atılan çeşitli efsanelerin bulunduğu Kız Kulesi ile ilgili Yunan mitolojisinde yer alan Hero ve Leandros Efsanesi’nde geçen hikayeye göre aşk ve güzellik tanrıçası olan Afrodit’in kulede yaşaması ve rahibe olması nedeniyle aşk yaşamasının yasak olması, ancak kule dışında tanıştığı Leandros adındaki rahibe ilk görüşte âşık olması ve karşılıklı aynı duyguları beslemeleri nedeniyle Leandros’un buluşmak amacıyla kuleye gidebilmek için yüzerken boğularak ölmesi ve Afrodit’in de bunu görmesi nedeniyle kendi hayatına da son vermesi şeklindedir.

 

Kralın Eşi İsimli Efsane

Kralın Eşi isimli efsanede Romalı bir imparatora falcılar tarafından eşinin öleceğinin söylenmesi üzerine eşini Kız Kulesi’ne yerleştirmesinin ve kendisi haricinde yanına yalnızca hizmetkârların girmesine izin vermesinin ardından eşine gönderilen yiyecek sepetinin içinden çıkan yılanın sokması sonucu ölmesini anlatmaktadır. Hakkında birçok efsanenin olduğu Kız Kulesi, çok eski dönemlerden günümüze ulaşmış olması ve İstanbul’un bir simgesi haline gelmiş olması nedeniyle herkes tarafından ilgi çeken bir yer olmaktadır.